Mülteciler İçin Transbalkan Dayanışma Grubundan Açık Mektup: Herkes Korunmadığı Müddetçe Hiç Kimse Güvende Değil!

Şu anda Balkanlarda on binlerce mülteci ve göçmen var. Bazıları yerel resmi toplama merkezlerinde konaklıyor fakat pek çoğu sistemin dışında ve yerel halkın ve bölgedeki gönüllülerin sunduğu yardım ile hayatlarını sürdürüyor. Kovid-19 virüsünün yayılmaya başlamasıyla ise zaten içinde bulundukları kötü durum daha da zorlaştı ve yetkililerin -yerel ve uluslararası aktörlerin- âcilen harekete geçmesini gerektirecek hâle geliyor ve hepimizin dayanışmasını da gerektiriyor.

Şu an bölge ülkelerinin pek çoğunda yürürlükte olan Olağanüstü Hâl, mevcut sosyal eşitsizliklerin sürdürülmesi ve ilerletilmesi için bir araç olarak kullanılıyor ve maalesef aramızdaki en korumasızların stigmatizasyonunu ve onlara yönelik baskıyı gerekçelendiren bir mantığa hizmet ediyor. Ancak bu istisnâî hâl süregelen kısıtlama ve sınır dışı etme, dışlama, acı ve ıstırap politikalarının devamı için bahane olmamalıdır.

Bugün yüz yüze kaldığımız ve kendimizin ve çevremizdekilerin hayatı için duyduğumuz korku, pek çokları için uzun zamandır gündelik bir gerçeklikti. Şimdilerde var olan belirsizlikler bizi var olan hiyerarşik jeopolitik sistemleri, bizi bölen ve tabakalandıran ırksal ve sınıfsal ayrımları, tıpkı bizim memleketimizde de olduğu gibi istenmeyen, reddedilen insanlar üreten yapıları radikal bir şekilde sorgulamamızı gerektirir. Bu koşullarda elimizden, dayatılmış sosyal ve ulusal temeli olan eşitsizlikleri kaldırmak için çalışmaktan öte bir şey gelmez.

Bu nedenle tüm resmi ve gayri resmi ayrımcı ve insandışılaştırıcı uygulamaların sonlandırılması için, herkesin var oluş hakkının tanınması için, hareket özgürlüğünü sınırlayan ve insani ve hijyenik şartları sağlamakta başarısız olan toplama ve gözaltı merkezlerinin kapatılması için çağrıda bulunuyoruz! Bireyler olarak özgürlük ve eşitlik değerlerinin kabulüne ve dayanışma ve vefa eylemlerine çağırıyoruz.

Aynı zamanda, âcil durum önlemi olarak, Avrupa Birliği hükümetlerinden, bölge devletlerinden ve ilgili tüm kurum ve organizasyonlardan talep ediyoruz: Sokakta yaşamak zorunda bırakılmış ya da terk edilmiş binalarda yetersiz sıhhî koşullarda yaşayan ve yetersiz toplama merkezlerinde bulunan herkesin sistemli olarak yeterli sıhhî koşullarda, güvenli ve insani konaklama hakkının sağlanmasını istiyoruz! Herkes için uygun ve sağlıklı yaşam koşullarının güvence altına alınması için kamuya ait veya diğer (kullanılmayan özel mülkler)  binaların, turizm tesisleri dâhil,  bu amaçla kullanılması gerektiğini düşünüyoruz. Böyle bir pandemi durumunda sorumlu kamu politikası yapıcılarının ve devletlerin önceliği savunmasız insanların temel barınma hakkını sağlamak olmalıdır.

Avrupa Birliği ve özellikle Avrupa Komisyonuna özelikle hatırlatıyoruz ki ülkelerimizde “sıkışıp kalan” mültecilere ve göçmenlere karşı özel bir sorumlulukları var. Yunan-Türk sınırında ve diğer sınırlarda açıkça gösterdikleri gibi mültecileri ve göçmenleri kendi sınırları dışında tutmak için her türlü aracı, acıyı ve şiddeti, ellerindeki tüm araçları kullanıyorlar.

Yerel otoritelerin ve bölge devletlerinin öngördüğü ve aldığı önlemlerin, ayrıca IOM (Uluslararası Göç Örgütü) gibi uluslararası yapıların önlemlerinin yanı sıra âcilen temiz su ve yiyecek, dezenfektan, temizlik malzemeleri ve kamp dışı koşullarda yaşayan insanlar için günlük yaşam malzemeleri sağlayacak mobil birimlerin oluşturulması ve aktifleştirilmesini talep ediyoruz. Ayrıca her yurttaşın bu sürece gönüllü katılımı hiçbir şekilde engellenmemelidir ve epidemiyologlarla sağlık profesyonellerinin önerileri doğrultusunda katılımları sağlanmalıdır.

Yardım etmek için ellerinden geleni yapmaya çalışan yurttaşları, yerel ve uluslararası gönüllüleri sağlık profesyonellerinin ve epidemiyologların önerilerine riayet etmeye davet ediyoruz ki yardım etmekte olduğumuz kişilerin ve kendimizin risklerini azaltalım. Ayrıca herkesi işbirliğine ve koordinasyona davet ediyoruz ki ancak böyle bir dayanışma ile korkunun pandemisini yenebiliriz ve aramızdaki en savunmasızları koruyabiliriz.

Ek olarak, bölgemizdeki tüm toplama merkezlerindeki insanların hijyenik, kaliteli beslenme şartlarına sahip, güvenli ve temel insan haysiyetine yaraşır yeterli şartlarda yaşamasını istiyoruz, ki bu insanlar arasında fazlasıyla risk grubunda kronik hastalar ve immün yetmezliği olan kişiler bulunmakta. Özellikle bu insanların bakımının iyileştirilmesi büyük önem taşıyor.

Bosna Hersek’teki, Uluslararası Göç Örgütü tarafından yönetilen toplama merkezleri ise muhtemelen emsalleri içinde en kötü şartlarda olanlardan. Burada her türlü insan haysiyetinin aşağılandığı şartlar mevcut. Pek çoğu aşırı kalabalık, muntazam ve yeterli hijyen şartlarını sağlayacak şartlar ve malzemeler yetersiz. Duş için sıcak, içmek için temiz su eksik; kişisel hijyen ve dezenfeksiyon için gerekli temel malzemeleri bulmak imkânsız. Beyan ediyoruz: Sorumlular bu koşulları sadece pandemi şartlarında değil, her zaman sağlamalıdır!

Harekete geçme kapasitesi ve yükümlülüğü olan herkesin harekete geçmesini istiyoruz: BM ajansları ve ortakları, özellikle en geniş yetkiye sahip Uluslararası Göç Örgütü, Sınır Tanımayan Doktorlar, Uluslararası Kızılhaç ve yerel kolları, Danimarka Mülteci Konseyi, Caritas, merhamet ve göç eden insanlarla ilgilenen diğer tüm kurumlar ve örgütler…

Son olarak, tüm insanlar için sağlık sistemine eşit ve hiçbir sınırlama olmadan erişim hakkını istiyoruz. Göç eden insanların ayrımcılığa uğramamasını ve onları korumak için alınan önlemlerin bütün bir halkı korumak için alınan önlemlerin bir parçası hâline getirilmesini istiyoruz. “Virüs insandan insana nasıl bulaşıyor, nasıl yayılıyor, kişi virüsten nasıl korunabilir, virüs mikro bağlamda nasıl çalışır?” gibi virüsle ilgili bilgilere insanların anlayabildikleri dillerde erişimini istiyoruz. Pandemiye karşı bu mücadelede nüfusun bir bölümünün savunmasız bırakılması, vâr olan diğer çabaları da zayıflatacaktır.

Hükümetlerimiz yasalar gereği statüsüne bakılmaksızın herkese âcil servis hizmeti vermek zorundadır, ki Kovi-19’dan dolayı pek çok insanın bu hizmete ihtiyacı olacaktır. Bu nedenle yetkililere çağrımızdır: Virüsün bulaştığı veya bulaş şüphesi olduğu durumlarda bu insanlara ücretsiz ve muntazam tıbbî tedavi sağlanmalıdır. Aynı zamanda, bu durum mültecilere, göçmenlere ve diğer risk altındaki gruplara örgütlü bir yardımı sunarken özenli ve şeffaf olmamızı gerektiriyor. Bu en temel insanlığımızın ve aynı zamanda halk sağlığının en temel ilkesinin gereğidir; çünkü herkes korunmadığı müddetçe kimse güvende değildir!

Mart 2020, Transbalkan Dayanışma Grubu

Kaynak: https://enoughisenough14.org/2020/03/20/covid-19-no-one-is-safe-until-all-are-protected-open-letter-from-the-transbalkan-solidarity-group/

Çeviri: Murat Muratoğlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir